İslâm hukuku profesörü, akademisyen, araştırmacı yazar, çevirmen. 1930, Fatih / İstanbul doğumlu. Aksaray İlkokulu (1942), Pertevniyal Lisesi (1948), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (1954) mezunu. Lise yıllarından doktorasını yaptığı yıllara kadar (1963) aletli jimnastik, atletizm ve kayak alanlarında girdiği yarışmalarda yirmi kadar kupa ve kırka yakın madalya ile taltif edildi.
1963 yılında “İslâm Vergi Hukuku’nun Ortaya Çıkışı” başlıklı tez çalışması ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doktorasını tamamladı. “İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri” çalışmasıyla doçent (1969), “Hadis Edebiyatı ve Zuheyr b. Harb” incelemesiyle profesör oldu (1976).
Prof. Dr. Salih Tuğ, akademik habilitasyon sürecinde sonrasında kitap olarak da basılan, “İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri” üzerinde çalıştı. Tez konusunun tespit edilmesi ve bu sahanın bir araştırma konusu olarak gerçeklik alanına aktarılmasında Muhammed Hamidullah Hoca’nın teşviklerinin büyük etkisi oldu. Prof. Dr. Salih Tuğ’un profesörlük çalışması ise Hadis edebiyatı ile ilgili bir yazma eser olan Kitâb’ul-’ilm’in tenkitli neşri ile birlikte Türkçeye çevirisidir.
Prof. Dr. Salih Tuğ İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslâm Araştırmaları Enstitüsü’nde 1956 - 1976 yılları arasında asistan, 1976 - 1982 yılları arasında da müdür olarak görev yaptı. Bu kurumu neredeyse tek başına ayakta tuttu ve kütüphanesinin işler bir kütüphane haline gelmesini sağladı. Genelde İslâm araştırmaları konularına giren çalışmaların öncülüğünü yapan Prof. Dr. Salih Tuğ, aynı zamanda o yıllarda İslâmi ilimlerle ilgili akademik çalışma yapan ve kendisine başvuran hemen herkese yol gösterdi.
Prof. Dr. Salih Tuğ, Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın bir kısım eserlerinin ilk ve en önemli mütercimlerinden biridir. İdareci olarak 1969 - 1970 yılları arasında MEB. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü Müdürlüğü, daha sonra burası ilahiyat Fakültesi’ne dönüşünce 1982 – 1994 yılları arasında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kurucu dekanlığı görevlerinde bulundu. Yaş sınırı dolayısıyla 1997 yılında emekli öğretim üyeliği statüsüne ulaştı.
İlim yolunda faaliyet gösteren cemiyet ve vakıflarda 1970’lerden bu yana çeşitli düzeylerde görevler alan Prof. Dr. Salih Tuğ, 1980 - 1982 yılları arasında Aydınlar Ocağı başkanlığı yaptı. 1995 yılından bu yana Türkiye Millî Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanlığı ve 2004 yılından bu yana İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliği görevlerini sürdürmektedir. Fenerbahçe Spor Kulübü ile çok sayıda dernek ve vakfın üyesidir. Prof. Dr. Salih Tuğ
Röportaj-1
-Öncelikle röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Bize önce kedinizi tanıtırmısınız.
Adım Salih Tuğ. Önce bu sistemi evime kadar taşıyıp böyle bir kaydı lütfedip almaya çalışan Hüseyin Şeyda Beye teşekkürlerimi arzederim.1930 senesinde İstanbul’un Aksaray semtinde Horhor caddesine yakın bir sokakta , uzunyusuf sokağında 8 numaralı evde dünyaya geldim . Çocukluğum o bölgede geçti. Yusuf Paşa tarafından yapılan Murat Paşa Camisi’nin karşısında ana okuluna başladım. Daha sonra Aksaray ilkokulunda tahsilime devam ettim. Orta tahsilimi Yenikapı Orta Okulunda ,o da Aksaray’da Valide Camisinin kıble tarafında ki meydanda bir bina idi.Lise’yi gene Valide camisinin hemen yeni cemaat yerinde Valide Mektebi diye de anılan Pertevniyal Lisesinde tamamladım. Pertevniyal lisesinde tahsilimi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesine girdim ve oradan mezun olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne araştırma görevlisi olarak asistanlık hayatıma başladım.Doktoramı, Doçentliğimi , Profosörlüğümü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde elde ettim.
---Cimnastik sporuyla nasıl tanıştınız ve bu spora nasıl başladınız.
Pertevniyal lisesinin 9. Sınıfında okurken arkadaşlarla spor yapalın dedik, hangi sporu yapalım. Tabiki hangi alan İstanbul’da müsaade ediyorsa onu yapacaksınız. İstanbul suriçi tarafında atletizm yapacak yer yok ancak . Ancak sokakta koşabiliyorduk. Yaptığımız araştırmalarda Eminönü Halk Evi jimnastik salonu açılmış. Çeşitli spor dalları bu kapalı spor salonunda yapılmakta olduğunu duyduk. Heyecanla koştuk gittik. Hatırladığım kadarıyla orada vazifeli olan ve ticaretle uğraştığını daha sonradan öğrendiğim Faik bey ve Ferit Bey ler vardı. Spor idarecileri vardı. Bizim beden durumumuza bakmak suretiyle 3 arkadaş; Oğuz Orbey, Yılmaz Halkacı ve ben grup cimnastiği diye bir cimnastik dalına, bu kültür fizik hareketleri yapan, hareket-i bedeniye dediğimiz spor bölümüne belli kıyafetleri giymek suretiyle başladık . Koşuyoruz, ısınıyoruz sonra beden hareketleri yapıyoruz, başımızda Muallim var tabi.Fakat bizi hiçbir şekilde bizi cezbetmedi. Bir şey dikkatimizi çekti. Grup cimnastiği saat 4 te başlayıp 5 te bitiyordu.5 te ise işte mesele orada başlıyor bizim için. Birtakım gürültülerle bizim boşalttığımız salona birtakım aletler çekiyorlar, demir sesleri arasında sonradan öğrendiğimiz Barfiks dedikleri aleti kuruyorlar, tavandan halkalar iniyor, minderler çıkıyor. Bunu iki gün üst üste seyrettik. İşte dedim bizim yapacağımız spor bu. Fakat müracaat ettiğimizde , siz grup cimnastikçisiniz alamayız dediler. Biz üç arkadaş liseli aklı ile hüvviyetimizde bulunan Grup cimnastiğinin G sini silerek A yaptık. Hüvviyetimiz artık Aletli Cimnastik olmuştu. Böylece yeni hüvviyetimizi gösterek salona antreman için girdik. Büyük bir hevesle aletlerin kurulmasına yardım ettik. Karşımızda çok ince ve zayıf, gayet güzel vücutlu, birazda disiplinli . Antremana devam ettik ve ilk imtahanda muallim bizi zayıf ve ince,beni de uzun boylu buldu. Siz dedi birdahaki sefere gelmeyin bu sporu yapamazsınız. Sizin yeriniz başka bir spor dalı.Biz çok kızgın ve kırgın bir şekilde salonu terk ettik.f akat cimnastik bizi o kadar çok cezbetmiştiki ertesi gün antremana yine gittik fakat o antrenör yoktu.
O Dönemde seyirciler çok hoşladınrdı bizleri seyretmekten.Bazı bayramlar da , mesela 19 mayıs bayramlarında Eminönü Halk Evinde gösteriler yapılır , bizde aletli cimnastik olarak gösteri yapardık.Bütün seyircilerle birlikte ortalık alkıştan kopardı.
----İlk Antrenörünüz kim oldu
İlk Antrenör olarak karışımza , Allah rahmet eylesin Profösör Nihat YILBAR. Kendisi bizi kovmak şöyle dursun, gülerek karşıladı ve gruplara dağıttı. Nihat YILBAR’ın bu davranışı şu anda bile gözlerimi yaşartan bir olay olarak sizlere tevdi ediyorum. Sonradan öğrendiğimize göre Ticaret odasında memur olarak çalışan Nihat YILBAR benim için sadece bir antrenör değildi. Beni yüzme sporlarına alıştıran İstanbul’da beni kayak yapmak üzere öncülük yapıp uludağ ’a götürüp kayak yaptıran ve nitekim bu çalışmalar sonunda Nihat Hocamın teşvik ve taktiriyle Slalom birinciliğine kadar yükseldim.1945 senesinden 1960 senesine kadar Eminönü Halk Evi spor salonunda çalışarak o günkü teşkilatın kurduğu değişik isimler altında müsabakalara da katılarak Kupa’lar, Madalya’lar, Şilt’ler Bayrakları halen muhafaza etmekteyim.
----Başka hangi spor salonlarında çalıştınız tarihleri ile açıklarmısınız.
Aletli cimnastik aşkımız daha sonraki senelerde de devam etti. Sadece Eminönü Halk Evi ile yeterli olmadı. Daha sonra İstiklal Caddesinde Ağa Cami’nin karşısında ki sırada Hasnun Galip sokağında’ ki Galatasaray Lisesi’nde tüm cimnastik aletleri vardı. Tahmin ediyorum Faik hoca’ da (Ali Faik Üstünidman) kurucularından olabilir. Belli zamanlarda antreman yapardık. Çok iyi arkadaşlarım oldu. Galatasaray Lisesi’nin elemanları, Türköz ÖZBEY’ in kardeşi, sonradan siyasal bilgiler fakültesi dekanı olan İzzet Bey, ayrıca rahmetli Türköz Özbey. Jeofizik mühendisi olarak sonradan hayata atılıdı.
Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi spor salonunda antremanlara devam ettim. Daha sonra Robert Kloej’in salonunda da cimnastik yapıldığı haberine ulaştık .Robert Kolej’in spor salonunda gitiğimzde karşımıza hoca olarak Nadovski diye rus bir hoca çıktı. Ondan da çok istifade ettik. Nihat YILBAR hocamızın yaz aylarında Heybeli Ada’ da oturur ve ara sıra bizi balığa çıkarırdı. Kendisinin yönlendirmeleriyle Deniz Lisesinin spor salonunda da birkaç kez antreman yaptığımı hatırlıyorum. Çünki deniz vasıtaları ile Adaya gitmek, Deniz lisesinde Akeri Lisede cimnastik yapmak kolay değildi.
----Hangi yarışmalara girdiniz, dereceleriniz nelerdir.
----Daha başka bir spor dalı ile uğraştınızmı
1965 yılından sonra Üniversite hayetımda , kesafetli ve dikkatli bir çalışmaya gayret göstermem jimnastik ile ilgimi ve alakamı maalesef kesti.Bu arada geliştirdiğimiz sportif hayat arasında atletizm’ e de merak etim ve üzerinde çalıştık. Bazı arkadaşlar edinerek Fenerbahçe Stadyumunda,o zamanki Şükrü Saraçoğlu stadında antremanlar yapıyorduk. Burada yapılan müsabakalara katılarak İstanbul Dekatlon 2.si oldum. Kayak sporuna gelince; FATİN Tepe’nin hemen altındaki kayak merkezine gidip yarışmalara katılabilmek için için babam’ dan 10 gün süre yetecek kadar para almıştım. Paten aldım.F akat İstanbul’da o sıralar asvalt yoktu, sokak araları Arnavut kaldırımı idi. Antreman yapacak yer olmadığından, İstanbul Üniversitesi’nin içindeki asvalt yolda aldığım patenlerle güya kayak sporu yapıyormuş gibi kendimi antremana tabi tutuyordum. Nitekim 1952-1953 yıllarında Bursa kayak sporu ajanlığının tertip ettiği müsabakalarda Bursa Slalom Birincisi oldum.
Üniversite’ye intisabım, ve burada ilmi bir takım faaliyetler gösrtermem, yavaş yavaş beni spor alanından uzak tutmaya da başlamıştı. Psikolojik olarak kendimi ilmi çalışmalara verdiğimden önce Doktora, daha sonra Doçentlik ve daha sonrada Prorfosörlük ünvanlarını elde edebilmem için yoğun bir çalışmayla , üniversite’nin kütüphanesinde çalışmak mecburiyetim vardı. Şu anda 2019 senesindeyiz.2019 senesinden sonra 1930 yılında doğan bir kimse daha kaç sene yaşar onu bilemem ama gözlerim müsaade etseydi ben yine eski dinamik hayatıma devam ederim diye düşünürdüm. Her şey Allah’tan, dolayısıyla hakkıma ve kaderime razıyım.b eni dinlediğiniz, için teşekkürlerimi arzederim. Hepinize uzun ömürler,s ağlıklı bir spor hayatı ve başarılı bir meslek hayatı ve aile hayatı dua ederim.
Aletli cimnastik Salonlarında bana hocalık yapan Prof Nihat YILBAR Mahzar Kazancı beyleri rahmetle anıyorum.Teşekkür ederim efendim.Medyun-u şükran.